Push vs Pull Konsepti Nedir?

Push vs Pull; Türkçeleştirdiğimizde itmeli ve çekmeli sistemler olarak adlandırdırırız bu konseptleri. Eğitimler, tartışmalar, toplantılar  esnasında  gündeme geldiklerinde haklarında en fazla  konuşulan konulardır;

  • Bazen yöneticiler tarafından itiraz edilirler
  • Çalışanlar tarafından işte tam da bu denir ancak bizim ortamımızda bunu uygulayabilir miyiz soru işaretleri doğururlar.

 

Bu sebeple bu konseptleri sadece teorik olarak anlatmak, dinlemek yeterli olmaz, genelde bu iki sistemi anlamak ve farklarını hissetirmek için oyunlar ve pratikleri kullanırız. Buna yönelik olarak geçen hafta Open Agile Turkey grubu olarak ücretsiz ve herkese açık olan düzenli aylık toplantılarımızdan birinde bu konseptlere yer verdik ve etkili ve eğlenceli  bir oyun olan “Aeroplane game” oyununu Eda Coşkuner ile akıtarak katılımcıların deneyimlesini sağladık.

Oyun sonrasında katılımcılar arasındaki yorumlar ve take away’ler kayıda değer ve ilgi çekiciydi. Biz oyunu agile42 olarak kendi yorumumuza göre geliştirip fasilite ediyoruz ancak oyunun orjinaline bu linkten ulaşabilirsiniz. Bu blog yazımda eğlenceli bu oyunla ilgili bazı görsel ve katılımcıların neleri deneyimlediklerini aktaracağım ancak oyun detaylarından  daha ziyade konseptlerin üzerinde durmak istiyorum. Bu oyunu bizim nasıl akıttığımızı öğrenmek ya da sizde bizimle bu oyunu oynamak isterseniz turkey@agile42.com’dan bize ulaşabilirsiniz.

oyun-1grup-tartismalari

Basit bir anlatımla “Bu işi Cuma gününe kadar bitireceksin” tarzı talimatları duyduğumuzda ve çalışanların bu talimatlarına körü körüne itaat etmesi beklendiğinde genelde  ortamda “Push” sistemin hakim olduğunu düşünebiliriz. Maksimum verime odaklı, çalışanların kendilerine tanımlanmış görevleri en kısa sürede ve en fazla görevi(taskı) bitirmesinin başarı sayıldığı bu sistemlerin temeli 1900 lü yıllarda ölçek ekonomisinin baskın olduğu üretim sistemlerine uzanır. Yetkinin ve denetlemenin sadece Yönetici de toplandığı ve çalışanların tüm zamanlarını sadece işi tamamlamaya ayırdığı bu sistemin kısa vadede iş sonuçları ve verimlilikte pozitif sonuçlar doğuruyor gibi görünse de uzu vadede sistemde

  • dengesiz akışlar
  • talep kapasite dengesizliği
  • kalite problemleri
  • çalışanların sistemi aldatma ve
  • suça başkalarına ya da birimlere atma gibi sistemsel bozukluklara sebep olmaktadır.

Bu yaklaşım ayrıca çalışan ve yöneticiyi taraflar olarak karşı karşıya getirir. Çalışan hedefin bir parçası olduğunu düşünmez, çünkü o sadece kendine söyleneni yapmakla sorumludur, hedefleri tuturmakta yöneticinin sorunu.

“Cumaya kadar bu işlerin ne kadarını bitirebileceksiniz?” sorusunu duyuyorsak ve çalışanların hedefler doğrıltusunda ellerinden gelen en iyisini yapmaya odaklandıkları ,kapasiteleri kadar işi çektikleri ve buna taahüt ettiklerini görüyorsak burada “PULL” sistemi hakimdir diyebiliriz. Kendilerine güvenildiğini ve hedefi gerçekleştirmek üzere sadece kendisine söyleneni değil, sistemin bütününü takip eden çalışanlar kollabratif hareket ederler, takım olarak başarmak için ve sisteminin dengeli şekilde akmasını engelleyen birikimler , tıkanıklarını çözmek için iletişimi artırırlar, yaratcı çözümler bulmaya çalışırlar. Kendi kendine organize olarak kendisine denetlerler ve değişimlere daha kolay adapte olurlar.

push-vs-pull2

Bu konularla ilgili söylenebilecek çok fazla şey var, Multitasking, Motivasyon , WIP limitleri , Toplam kalite, Değer vbg ancak şu ana kadar bahsettiklerimin kısaca özetlediği kananatimdeyim.

Kendi kendini örgütleme, çalışanların yapabilecekleri kadar işi çekmelerini olanaklı hale getirme ilk başta bazen bazı yöneticiler tarafından çekimser yada itirazla karşılaşılaşabiliyor. Ama ben şunu da çok gördüm; bu konuların üstünden geçip, altında yatan temelleri konuştuğumuzda,Kendi kendine örgütlemenin sadece çalışanların kendi istedikleri şeyleri yapmak değil, bir yön ve kısıtlar dahilinde çalışanların insiyatif alabilmesi, karar alabilmesi olduğunu konuştuğumuda  ve iki sistemi karşılaştırdığımızda genelde PULL ssteminin PUSH sistemine göre daha iyi iş sonuçlarını çıkardığını , oyunla bile olsa deneyimlediklerinde önce şaşırdıklarını sonra da kendi ortamlarını sorgulayıp değişime nasıl başlayacaklarını çokça gördüm bunu Open Agile Turkey toplantımızda da bir kere daha deneyimledik. Bu konular sadece duygusal yada insani boyutta sistemlere değer katmayıp somut iş sonuçları olarakta kendini gösterir.

oyun-results

PULL sistemlerinde

  • Thruput dediğimiz birim zamanda üretilen iş çıktısı miktarının arttığı
  • Ortalama üretim süresi ( Lead time)nin düştüğü
  • Değişen gereksinime cevap verebilme hızının  arttığı ve
  • Sistemdeki gereksiz aktivitelerin azaldığı , sürecin İsrafları azaltmak üzere geliştiği görülmüştür.

Bu yazımda Agile Bakış açısının temellerinden biri olan Push yada Pull konseptini kısaca aktarmak istedim. PULL yoksa, hatalardan öğrenip gelişme yoksa Agile’ın varlığından söz etmek çok mümkün değildir. Sadece yazılım değil, sadece Agile değil tüm çalışma şekillerine ve domainlere uygulanabilir.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, çevik kalın…