Bir agile koç olarak artık hayata dair herşeye agile gözlüklerle bakıyorum, profesyonel iş hayatımda profesyonellerle çalışırken de  özel hayatımda aile ve diğer işlerimi takip ederken de agile felsefesi hep yanımda. Bu ne demek mi, yapılması gereken işleri sıraya koymak, bitirmeden başlamamak, kısıtlı zamanda ailem ve kendim için en değerli işleri tamamlamak, şeffaf ve kolay takip edilebilir olmasını sağlamak,  “Agile Anne” olarak kızımın soruları karşısında direk kendi bildiğim doğruları, çözümü paylaşmak yerine onun kendine uyacak çözümleri bulmasını sağlamak gibi…

Agile Anne

Hal böyle olunca 6 yaşına girecek olan kızımın anaokulu aile katılım aktivitesinde  ” Agile Anne” olarak kızım ve arkadaşlarına Spagetti Marshmallow Zorluğu oyununu oynatmak direk aklıma geldi.

Bu oyunu ülkemizde ve yurtdışında profesyonellere de defalarca oynattık ve her sefer benzer deneyimleri gözlemledik ve oynayan tüm profesyonellerde aynı aydınlanma ve öğrenme gerçekleşti. Oyunla ilgili yurtdışı örneklerini ve detayları öğrenmek isterseniz Ted Talk taki kısa videoyu izmelemenizi ya da bu oyunu oynamak için bize ulaşmanızı tavsiye ederim. Bu yazıda oyunun ana amacından bahsetmeyeceğim, bizim ülkemizde sonuçlar nasıl farklılaşıyor, eğitimin  iş yapma biçimimizi çocuk yaştan itibaren nasıl geliştirdiğini ve kültüre dönüştüğüne odaklanacağım.

20 adet Spagetti çubuğu,1 adet Marshmallow, 1 m kadar ip, 1 m bant ve makas. Hepsi çocukların bile aşina olduğu malzemeler…

Oyunda katılımcılardan istenen ellerindeki bu malzemeleri kullanarak belirli bir zaman dilimi içinde takım olarak kendi başında ayakta durabilen en yüksek kuleyi yapmaları, ve bu kulenin üstünde de o pamuk kadar hafif marshmallowun tek parça olarak duruyor olması. Yani çok basit bir istek değil mi? Hepsi bu, neresi zor olabilir di mi? Neler deneyimlediler, ben neler gözlemledim?:)

Anaokulu çocuklarıyla ilgili deneyimimden kısa notları şöyle özetleyebilirim:

  • Çocuklar oyunu anlattığımda çok heyacanlandılar, bir de onlara onlarla aynı yaşlarda bu oyunu oynayan diğer çocukların resimlerini gösterdiğimde bir hayli ilgilendiler.
  • Bu yaş grubu bu oyunu oynamaya uygun, bahsettiğim gibi malzemeler tehlikeli değil ve hepsinin bildiği malzemeler. Hatta yurtdışında yapılan çalışmalarda anaokulu çocuklarının (mimar ve inşaat mühendislerini ayırırsak) yeni mezun çalışanlar ve “CEO” lardan daha yüksek kuleler yaptığı gözlemlenmiş, sonuçları incelemek isterseniz bu makalede bulabilirsiniz.
  • Benim çocuklarım iki grup olarak yarıştılar, yönergeleri en az profesyoneller kadar gayet net anladıkları hemen dikkatimi çekti.
  • İş hadi bakalım şimdi sizde “takım” olarak çalışarak en yüksek kuleyi yapın dediğimde ise bu takım ne demek acaba diye duraladılar.
  • Malzemeleri paylaşma yoluna gittiler, daha aktif çocuklarımız malzemeleri kendi önlerinde topladılar ve birşeyler yapmaya başladılar.
  • Öğretmeni ve ben bir kaç kez takım vurgusunu yapmamıza rağmen herkes kendi başına bir kule inşa etmeye çalıştı.
  • İki gruptan bir tanesi kısa zamanda bunun bireysel bir aktivite olmadığını ancak beraber çalışırlarsa, yardım ederlerse ve malzemeyi ortak kulanırlarsa hedefe ulaşabileceklerini keşfetti, sonunda gerçekten hedeflenen yapıya ulaşabildiler. 
  • Diğer grup ise limitli süre sonunda hedefe ulaşamadı, ortada israf olmuş malzeme dışında sonuç çıkmadı.
  • Yani kısacası bizim çocuklar küçüklükten itibaren takım çalışması değil, bireysel çalışma, sınav, bireysel rekabet üzerine yetiştiğinden küçük yaşta da yetişkin yaşta da gerçek takım çalışmasına geçişleri zor oluyor.
  • Artık biliyoruz ki iş hayatında karşılaştığımız problemler karmaşık, geliştirmemiz gereken çözümler tak çalıştır değil. Sadece tek kişinin yetkinliğine, uzmanlık bilgisine dayanarak hedeflenen iş sonucuna ulaşmak mümkün değil çoğu zaman. Dolayısıyla farklı yetkinlik ve uzmanlığa sahip profesyonellerin takım olarak bir araya gelip çözümler üretmesi , varsaymaksızın hızlı test etmeleri ve iteratif olarak üretmeleri gerekiyor.
  •  Bir çok ülkede “kendi kendine örgütlenme, “time box”, “takım çalışması” , ” deneysel süreç” gibi kavramlar doğal olarak gelişirken bizim ülkemizde iş yapma biçimine dönüştürmemiz için gerçekten odaklanmamız ve desteklememiz gerekiyor, bunu Agile koç olarak çalıştığımız profesyonellerde destekliyoruz  ve zaman içinde gelişebildiğini gözlemliyoruz.

Kıssadan hisse “Agile Anne” olarak çocuklarla bu zorluğu deneyimlemek güzeldi, ve bize özel sonuçlara da ulaşmak.. Ve biliyorumki  “Agile Koç” ve aynı zamanda bir takımın parçası bir profesyonel olarak daha çevik olabilmek için yapacağımız çok işimiz var.

Çevik kalın,